Ne delikanlılar gördü bu gri sokaklar!
Ne erkek adamlar,
Ne iffet abidesi hanımlar geçti acemi vitrinlerin önünden.
Heybesinde ‘isyan ahlakı’ ile ne parkalı adamlar;
Koltuğunda ‘yasak kitaplar’ ile ne danişmen civanlar geçti zaman tünelinden.
Dönüp bakmadı hiçbiri zulmün yaldızlı ve ışıklı renk cümbüşüne.
Albenisine kapılmadı hiçbiri sarı ve kavruk dünya tablolarının.
Küçük kürsüler üzerinde büyük dünyalar düşlendi.
Dumanaltı kahve sohbetlerinde en ağır felsefi tartışmalar,
Cılız bedenlerde çözülmemiş kelam müktesebatından yük üstüne yükler,
Amatör dergilerden uluslar arası siyasalar üreten cins kafalar,
Tarihsiz ve geleneksiz bir seyirde, kaptansız ve pusulasız tayfalar,
Ve dilsiz ve coğrafyasız bir akla harfler taşıyan liseli ameleler.
Kitabın sayfalarına gömülmüş;
Kitabın satırlarından hayata akan,
Kitabın ruhundan zamana ruh devşiren ne adamlar yetişti bu gri sokaklarda.
Lider potansiyelli hızlı adamlar,
Teorisyen kabiliyetli vakur gençler,
Eylem kuşanmış hırçın kuşaklar,
İbadet tadında hayatlara şahitlik eden abidler geçti bu gri sokaklardan.
Firavunun Asiye’leri geçti bu sokaklardan
Musa’nın Harun’ları, Meryem’in Zekeriyaları…
Dudaklarında ve-l fecr duaları ile soğuk savaş dönemi talebeleri geçti.
Kaldırımlar ve parke taşları sloganlar ile döşenmişti.
Caddeler romantik devrimcilerin mevzileri,
Ve ‘Ormanlar ordu gibi, ağaçlar asker gibi’ydi.
Zemheri günlerinde çay ocağı camlarında buğudan inkılap sözleri
Koltuk altlarında ikonik kitaplar, ranzalarda aforizmal gravürler…
Mağara matbuatından Anadolu kasabasına akan yalın ve soyut çizgiler.
Renklerden düşler, kristal medeniyetler;
Sesler üzre sistemler, adalet üzre yönetimler vurgulandı.
Öğrenci harçlıklarından Yusuf’a özenen bütçe müşavirlikleri geliştirildi
Heceler toplumsallığın kılcallarına yürüyen sandallar olurken
Harfler, sükut arazilerine döşenen mayın tarayıcıları oldu…
Bir bilinç patlaması, bir algısal düzey kapladı gri sokakları.
Marşlar bestelendi;
Aydınlığın yakınlığına dair şiirler,
Şems ve Duha eşliğinde İnşirah hikayeleri yazıldı.
Beyaz sayfalar adına tüm kalemler esas duruşa geçti
‘Harfler harp düzeni aldı’ mısralarda
Ancak…
İns ve cin fısıltısından bir ruzigar esti fücur makamında;
Tüm masum hayalleri zir-ü zeber eden cinsten bir kasırga.
Şirk tsunamisi adeta…
Paçozlaşma dendi sonraları buna.
Paçozlar arttı, paçozilik yayıldı.
‘Erkek adamlar’ yerine ‘ortak adamlar’ yetişti mantar gibi.
İffetli hanımlar yerine fettan bayanlar doluştu kamusal alanlara.
Kitaplar yerlerini çek koçanlarına,
Kalemler yerlerini nano teknoloji tuşlarına,
Şiirler yerlerini ikinci sınıf burjuva repliklerine bıraktı…
Sanat ruhlu adamlar yerine şiş göbekli kapital soytarıları kapladı ortalığı.
Teorisyen tinetliler çekildi, bilgiç kılıklı şaklabanlıklar alkışlandı;
Romantik sufiler çekildi abdestli kapitalistler çoğaldı;
Sabahı ibadetle aralayan abidler yerlerini eğlence ile sabahlayan mankurtlara bıraktı.
Nil çekildi, Firavun’un askerleri dirildi.
İlmin kapısı olacak adamlar isimlerini ‘kapının kolu’ olmakla değiştirdi
Zamanın ruhuna şahitlik edecek adamlar ruhsuz zamanların gönüllü kulları oldu.
Kahrolsun ile başlayan bütün anti emperyal fragmanlar yerli diziler ile softlaştırıldı
Muhalif ve mübarek karakterler liberal aymazlıklar ile müdahane masasına alındı.
Şeytan bir kez daha Ademoğullarını aldatıyordu.
Kocaman yapraklar bir kez daha bedenimize kalkan oluyor,
Yasak ağaçtan bir kez daha ebedilik yemişi tadılıyor,
Şeytanlaşma histerisi çağın vebasına dönüşüyor,
Ve ‘Paçozlaşma’ yeni zamanın ruhu oluyordu...
11 Kasım 2011
