Değer üretmek; insanlığa faydalı olan tüm alanlarda varolan imkanlara katkı sunmaktır. Her alanla ilgili olarak gelinen aşamaya eşik atlatmaktır. Evrensel akla pozitif sunumlarda bulunmak, bireysel güç ve kabiliyeti evrensel güç ve kabiliyete dönüştürmektir.
Değer; ilk insandan bugüne artarak, katlanarak gelen pozitif düşünme ve davranma formudur. İnsanın eşya ile kurduğu iletişim dilidir. İnsanın taşa toprağa verdiği şekildir. Yeryüzünü yaşanabilir kilma çabasıdır. İyi ve kötünün bitmeyen kavgasıdır. Eski olan ile yeni olanın tarihsel çatışmasıdır. İnsanoğlunun bireysellikten toplumsallığa geçerken çektiği düşünce sancılarıdır. Bin yıllara dayanan bilgi birikimidir. Peygamberler, filozoflar, bilge kimselerdir değer. Onur, izzet, paylaşım, sorumluluk, akletme, hikmet, endişedir değer. Yine medeniyet, kültür, bilim ve terakkidir değer.
Değer üretiminin özünde geçmiş, bugün ve gelecek vardır. Geçmişe bakan yüzüyle bizleri dünyanın dört bir yanına götürür. Kitap sayfalarına, mimari kalıntılara, sanat eserlerine, insanlık elinin özgün fırça darbelerine dikkatimizi çeker. Farklı duygu iklimlerine, inanç havzalarına götürür. Siyah beyaz bir geçmişten renkli hatıralara dönüşen şimdilere nasıl devşirtildiğimizi anlatır. Yeryüzü maceramızdan kısa ama öz kesitler sunar. Ortak aklın nelere kadir olduğunu resmeder.
Bugüne bakan yüzüyle ise değer üretmek bir sorumluluk bilincidir. En temelde insani olanı hayvani olandan ayırdedebilmektir. Yaşananlara tepkisiz kalmamaktır. Gerektiğinde ‘kahrolsun’ ve ‘yaşasin’ diyebilmektir. Iletişim araçları karşısında nereye sürüklendiğini bilmeyen pasif bir nesne olmaktan; gördüklerini düşünüp eleştirebilen aktif bir özne olmaya geçiş demektir. Yaşama bir coşku ve renklilik katabilmektir. Toplumu yaratici ve güzelleştirici kapasitesinden haberdar etmektir. Yıkıcı ve kahredici yanımızın ıslah edilebilirliğinin müjdesini vermektir. Başkalarinin duygu ve düşüncelerinden siyrilmasini bilip kendi ütopyamizi kurabilmektir. Ve bu ütopyanın hayatiyeti için istikrarlı; bir o kadar da mücadeleci bir pratik sergileyebilmektir.
Yarınların sorumluluğu ise bugünden daha ağır. Zira hiçbir şey dünkü gibi olmayacaktır. Her şey değişip dönüşmekte. İki gün bir değil. Aynı nehirde iki defa yıkanamazsınız. Çocukluğunuza ait oyuncakları bugünün çocuklarına veremezsiniz. Yirmi yıl öncesinin teknolojisi ile bugünü idare edemezsiniz. Kısacası aileden devlet aygıtına, siyasi partilerden ekonomik teşebbüslere bütün siyasal, toplumsal ve kültürel birimler bu süreci kaçınılmaz olarak yaşamaktadır.
Konunun bu noktasında ise değer üretimi demek; değişimin dinamiklerini kavramak ve güvenli yarınlar için bugünden azık hazırlayabilmektir. En büyük değer olan ‘insan’a yatırım yapabilmek; kalifiye beyinler yetiştirmektir. Yarınlar için sağlıklı öngörüler geliştirebilmek; kalıcı, anlaşılabilir mesajlar üretmektir. Her kuşağın öncekini taklit ederek yaşamasının bir kader olmadığını söylemektir. Sonraki nesiller için erdem ve onur gibi kavramların öne çıktığı davranış kalıpları geliştirmektir.
Kısacası değer üretimi; bakış, kavrama ve duyumsama ile ilgili insani bir duruştur. O, bireyi diğerlerinden farklı kılan bir tarz ve estetiktir. Bireyin ‘kendi’ olma bilincinin zirvesidir.
16 Eylül 2009