EŞİK YA DA A'RAF

Yusuf Alioğlu

28-04-2026 10:20

Kapının eşiği en basit anlamda ‘kapının ötesi’ ve ‘kapının berisi’ ifadelerine aralanır.

Bu tanım içeride veya dışarıda olmayı, kabul veya red edilmeyi, uzakta ya da yakında olmayı seslendirir. Nokta tespiti, konum ayarı, frekans düzeyi, dalga boyu gibi bilgiler verir. Statik ve dinamik imgeler arasında bir hareket alanı yaratarak adres hizmeti sunar.

Kırmızı bir çizgi olarak yasakları ve serbestleri, helalleri ve haramları, iyileri ve kötüleri, cezaları ve ödülleri tayin eder. Siyasal bir sembol olarak alkışlananları ve yuhalananları; iktisadi bir tasnif olarak emek ve sermayeyi; kültürel bir motif olarak muhafazakarlığı ve alinasyonu belirler.

Eşiğin ötesinde olmak; dışarıda olmayı, dışlanmışlığı, soyutlanmayı, uzaklaşmayı, yabancılaşmayı, aykırılığı anlatır. Değersizliği, bukalemunluğu, avurt siyasetçiliğini, Soros anamalcılığını ifade eder.

Eşiğin berisinde olmak; bireysel ve toplumsal olgunlaşmayı, cemaat ve cemiyet hukukunu geliştirmeyi, siyasetin dar ve yorucu sokaklarından sosyal erdemin ferahlatıcı koridorlarına çıkmayı, kapital metaforunun uğultulu girdabından paylaşım melekesinin kucaklayan yüzüne dönmeyi ifade eder.

Eşik ya da A’raf, bizzat adları ile fonksiyon icra eden birer ayraç gibidirler. Geceyi gündüzden, doğruyu yanlıştan farklı kılan ne ise, eşik de bizatihi odur. Hayatı yorumlamak, yeryüzünü harmanlamak ve gökyüzüne çizikler atmak isteyenler için daima bir fenerdir eşik. Varlık alemi, değerler sistemi, tercih özgürlüğü, hukuk felsefesi, toplum sözleşmesi gibi esas konulara kafa yoranlar için bir turnusol kağıdıdır. ‘Aklı karışıklar için klavuz’dur eşik.

Eşik, sonsuz sükut deryasına ‘ol’ suretindeki müdahale ile sonlu hareketin bağışladığı lahuti bir çizgidir. Evvel ile ahir arasında duran ‘şimdi’ aralığıdır. Eşiğin bir tarafında Adem diğer tarafında şeytan vardır; bir tarafında yasak ağaç diğer tarafında ölümsüzlük vardır. Eşik ise arada ontolojik turnusol kağıdı makamındadır. Canlı, diri, dinamik olmak ile; ölü, cansız ve pasif olmak arasında ruhtur, harekettir, cevherdir. Savaş ve barış arasında, ölüm ve yaşam arasında; hukuk, adalet ve sevgi alanıdır eşik. Zenginlik ve fakirlik arasında onur, izzet, edep, vakurlu bir duruştur eşik. Bilge, hakim ve fakih olmak ile; cahil, zalim ve hafifmeşrep olmak arasında ilim, hicap, rahle ve mürekkeptir eşik.

Hayatın bir tarafında kainatı süzmek, ilahi organizasyonun kudret sınırlarına anlam yolculukları yapmak; hayatın diğer tarafında ise dört ayaklılardan beter halde irfan ve hikmetten yoksun bakışlarla kozalarımıza tıkılmaktır eşik.

İyi ile kötü arasında şüphe, endişe, pragmatizm ve oportunizm yüklü bir gerginlik alanıdır eşik. Yusuf ile kardeşleri arasında bir kuyunun derinliğidir; çocukları ile Yakup arasında bir kanlı gömlektir, Yakup ile Mısır arasında Yusuf’un kokusudur eşik. Yusuf ve Züleyha arasında aşk ve iffettir; zindan ve Yusuf arasında adanmışlık ve kararlılıktır, Kral ve Yusuf arasında güven ve doğruluktur eşik.

Şirin ile Aslı arasında aşılacak bir dağdır, Mecnun ile Leyla arasında geçilecek bir çöldür, Che ile devrim arasında varılacak bir Bolivya’dır, Yusuf ile iffet arasında arkadan yırtılmış bir gömlektir, Şems ile Mevlana arasında ayrılık hasretidir eşik.

Parça ile bütün, karanlık ile aydınlık, beden ile ruh, gurbet ile vatan, suret ile asıl, fer ile mana arasında bilgece bir duruştur eşik. Bir damla suya sığdırılan insan ile insana sığdırılan alemin kesişme noktasıdır eşik.

Somut imgelerden can, cisim, ten gibi şehadet aleminin argümanları ile; soyut imgelerden kalp,ruh, akıl gibi gayb alemine ait argümanların ortak kumanda merkezinden yönlendirildiğine inanmak ile inanmamak arasında ince bir çizgidir eşik.

Çöl ile su arasında seraptır eşik. Ürkek gözlerinde tabiatın yedi rengini besleyen suya inmiş bir ceylan ile avcının yayında kasılmış duran ok arasındaki alfabesiz diyalogdur eşik.

Köle ile özgürlük arasında hisse senedi, tahvil, bono ve altındır eşik. Hırs ve tamahkarlık ile sükûnet ve tevazu arasında derin bir hikmet okyanusudur eşik.

‘Eğer bir şey yapmazsam bana yazık olacak’ diyen Gorki gibi, ölüm ile hayat arasında var olma sancıları çekmenin zirve örneklerinden biri olan ‘farkındalıktır’ eşik.

 

Kasım / 2006

 

DİĞER YAZILARI ENGEREK SOYU 01-01-1970 02:00 GÜNEŞ YÜZLÜ ÇOCUKLARA 01-01-1970 02:00 ASRA BEDEL ÖMÜRLER 01-01-1970 02:00 ÇEKİLİN ARADAN, MARADAN... 01-01-1970 02:00 AKLIN AHLAKI 01-01-1970 02:00 RAMAZAN AYI'NA MERHABA 01-01-1970 02:00 BİZİM SOKAKLARDA PAÇOZLAŞMA HALLERİ 01-01-1970 02:00 YUSUF'U GÖREN VAR MI? 01-01-1970 02:00 ATEŞ, SU VE ÇARMIH 01-01-1970 02:00 Aklın Mekan ile İmtihanı 01-01-1970 02:00 Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara 01-01-1970 02:00 Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’ 01-01-1970 02:00 BATI'DA ŞEHİR TARİHÇİLİĞİ 01-01-1970 02:00 "Yıkın Efendiler, Yıkın!" -2- 01-01-1970 02:00 'Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda...' 01-01-1970 02:00 'İNSANIN DÖRT ZİNDANI' 01-01-1970 02:00 ŞEBBİHALAR HER YERDE 01-01-1970 02:00 'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA' 01-01-1970 02:00