KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 17-09-2021 08:45   Güncelleme : 17-09-2021 10:05

Akademisyen Dr. Emrah Akyüz’ün “Çevresel Adalet” kitabı çıktı

Akademisyen Dr. Emrah Akyüz’ün “Çevresel Adalet” kitabı çıktı

Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu / Yönetim ve Organizasyon Bölümü Yerel Yönetimler Programı öğretim görevlisi Dr. Emrah Akyüz’ün editörlüğünü yaptığı "Çevresel Adalet" kitabı, çevre sorunları konusunda özgün bilimsel çalışmaları içeriyor. Bu bilimsel eser, Türkiye’de çevresel adalet konusunda yazılmış ilk akademik kitaptır. Kadın hakları, hayvan hakları, yoksulluk, COVID-19 ve su sorunu gibi konuların ele alındığı bu kitap, Türkiye’de çevresel adalet hakkında yazılmış en kapsamlı teorik ve ampirik çalışmadır.

Uluslararası yayınevi statüsünde olan Paradigma Akademi tarafından yayımlanan bu kitapta; Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Harran Üniversitesi ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesiakademisyenleri yazarlık yapıyor.

Çevre konularında bilimsel çalışmalarıyla tanınan Dr.Emrah Akyüz'ün şimdiye kadar yayınlanan diğer kitapları şöyle:

(1) Nuclear Power and Human Rights in Japan: The Fallout of Fukushima. 

(2) Dünyayı Kurtar: Temiz Çevrenin Bilimsel Sırları. 

(3) Çevre Biliminin ABC'si: Yeni Başlayanlar İçin Çevre Sorunları ve Politikaları. A

(4) Çevre ve İnsan Hakları: Türkiye Üzerine Bir Araştırma.

(5) Çevre Sorunlarında Bilinmeyen 100 Bilimsel Gerçek.

(6) Farklı Boyutlarıyla Kent ve Kentleşme

Kitabın arka kapağından:

Doğa bizim her şeyimizdir. Varlığımızın yegâne koşulu doğanın sağlıklı bir şekilde var olabilmesidir. Doğa var olmadan yaşamımızı sürdürmemiz ya da var olabilmemiz mümkün değildir. Tüm temel ihtiyaçlarımızı doğanın fiziksel ve biyolojik unsurlarından karşılamaktayız. Soluduğumuz havanın, yediğimiz besin öğelerinin ve içtiğimiz suyun kaynağı “tabiat ana” olarak nitelendirilen doğanın kendisidir. Doğanın bizlere karşı olan bonkörlüğü karşılıksızdır. Doğa o kadar cömerttir ki bizim yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan her şeyi sağlamasına rağmen, bizden somut bir beklentisi bulunmamaktadır.

Fakat insanoğlu doğanın nankör evlatları gibidir. Varlığını sürdürmesine olanak sağlayan doğayı sürekli olarak tahrip etmektedir. Çevrenin fiziksel ve biyolojik unsurlarının insanlar tarafından talan edilmesi öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, doğa yok olma aşamasına gelmiştir. İnsan eylemlerinden dolayı ortaya çıkan hava, su ve toprak kirliliği, iklim değişikliği, ormansızlaşma ve biyoçeşitliliğin zarar görmesi gibi çevre olayları ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Doğa yok oluşa doğru sürüklendikçe tüm canlı yaşamı da tehlike altına girmektedir. Ekolojik dengenin bozulması hem insanların hem de diğer canlıların yok olması anlamına gelmektedir.

Ekolojik dengenin bozulması tüm canlıları tehdit etmesine rağmen, çevre sorunlarından tüm canlıların eşit oranda etkilendiğini söylemek mümkün değildir. Belli gruplar yasal düzenlemelerden ya da yasal boşluklardan dolayı çevre sorunlarına daha fazla maruz kalabilmekte ya da başkalarının neden olduğu çevre sorunlarının mağduru olabilmektedir. Yani çevre sorunları adil bir şekilde bölüşülmemektedir. Çevresel adaletsizlik adı verilen bu sorunun mağdurları toplumun farklı kesimleri olabilmektedir. Çevresel adaletsizliğe en fazla maruz kalan gruplar kadınlar, ekonomik açıdan dezavantajlı gruplar, azınlıklar, gelecek kuşaklar ve hayvanlardır. 

Çevresel adaletsizlik sadece çevre sorunlarının bölüşümünde yaşanan eşitsizliğe değil; aynı zamanda doğal kaynakların bölüşümünde yaşanan adaletsizliğe de tekabül etmektedir. Doğada bulunan kaynaklar hiçbir gruba ait değildir. Bu kaynaklar tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Belli grupların doğal kaynaklardan daha fazla faydalanması ya da belli grupların doğal kaynakların bölüşümünde ayrımcılığa maruz kalması çevresel adaletsizliği ortaya çıkarmaktadır.

Çevresel adaletsizlik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sorun olarak durmaktadır. Gündelik hayatımızın birçok aşamasında farkında olmadan çevresel adaletsizliğin mağduru olabilmekteyiz. Fakat yaşadığımız çevresel adaletsizliğin farkında olmadığımız için bu sorunu önlemeye yönelik bir eylemde bulunulmamaktadır. Bu eser Türkiye’de yaşanan çevresel adaletsizlikleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Türkiye’de çevre bilimi alanında kapsamlı bir şekilde tartışılmamış bir konu olan çevresel adaletsizlik, ilk defa bu eser ile gündeme gelmektedir.

 “Çevresel Adalet” Kitabı Çıktı

Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu / Yönetim ve Organizasyon Bölümü Yerel Yönetimler Programı öğretim görevlisi Dr. Emrah Akyüz’ün editörlüğünü yaptığı "Çevresel Adalet" kitabı, çevre sorunları konusundaözgün bilimsel çalışmaları içeriyor. Bu bilimsel eser, Türkiye’de çevresel adalet konusunda yazılmış ilk akademik kitaptır. Kadın hakları, hayvan hakları, yoksulluk, COVID-19 ve su sorunu gibi konuların ele alındığı bu kitap, Türkiye’de çevresel adalet hakkında yazılmış en kapsamlı teorik ve ampirik çalışmadır.

Uluslararası yayınevi statüsünde olan Paradigma Akademi tarafından yayımlanan bu kitapta; Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Harran Üniversitesi ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesiakademisyenleri yazarlık yapıyor.

Çevre konularında bilimsel çalışmalarıyla tanınan Dr.Emrah Akyüz'ün şimdiye kadar yayınlanan diğer kitapları şöyle:

(1) Nuclear Power and Human Rights in Japan: The Fallout of Fukushima. 

(2) Dünyayı Kurtar: Temiz Çevrenin Bilimsel Sırları. 

(3) Çevre Biliminin ABC'si: Yeni Başlayanlar İçin Çevre Sorunları ve Politikaları. A

(4) Çevre ve İnsan Hakları: Türkiye Üzerine Bir Araştırma.

(5) Çevre Sorunlarında Bilinmeyen 100 Bilimsel Gerçek.

(6) Farklı Boyutlarıyla Kent ve Kentleşme

Kitabın arka kapağından:

Doğa bizim her şeyimizdir. Varlığımızın yegâne koşulu doğanın sağlıklı bir şekilde var olabilmesidir. Doğa var olmadan yaşamımızı sürdürmemiz ya da var olabilmemiz mümkün değildir. Tüm temel ihtiyaçlarımızı doğanın fiziksel ve biyolojik unsurlarından karşılamaktayız. Soluduğumuz havanın, yediğimiz besin öğelerinin ve içtiğimiz suyun kaynağı “tabiat ana” olarak nitelendirilen doğanın kendisidir. Doğanın bizlere karşı olan bonkörlüğü karşılıksızdır. Doğa o kadar cömerttir ki bizim yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan her şeyi sağlamasına rağmen, bizden somut bir beklentisi bulunmamaktadır.

Fakat insanoğlu doğanın nankör evlatları gibidir. Varlığını sürdürmesine olanak sağlayan doğayı sürekli olarak tahrip etmektedir. Çevrenin fiziksel ve biyolojik unsurlarının insanlar tarafından talan edilmesi öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, doğa yok olma aşamasına gelmiştir. İnsan eylemlerinden dolayı ortaya çıkan hava, su ve toprak kirliliği, iklim değişikliği, ormansızlaşma ve biyoçeşitliliğin zarar görmesi gibi çevre olayları ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Doğa yok oluşa doğru sürüklendikçe tüm canlı yaşamı da tehlike altına girmektedir. Ekolojik dengenin bozulması hem insanların hem de diğer canlıların yok olması anlamına gelmektedir.

Ekolojik dengenin bozulması tüm canlıları tehdit etmesine rağmen, çevre sorunlarından tüm canlıların eşit oranda etkilendiğini söylemek mümkün değildir. Belli gruplar yasal düzenlemelerden ya da yasal boşluklardan dolayı çevre sorunlarına daha fazla maruz kalabilmekte ya da başkalarının neden olduğu çevre sorunlarının mağduru olabilmektedir. Yani çevre sorunları adil bir şekilde bölüşülmemektedir. Çevresel adaletsizlik adı verilen bu sorunun mağdurları toplumun farklı kesimleri olabilmektedir. Çevresel adaletsizliğe en fazla maruz kalan gruplar kadınlar, ekonomik açıdan dezavantajlı gruplar, azınlıklar, gelecek kuşaklar ve hayvanlardır. 

Çevresel adaletsizlik sadece çevre sorunlarının bölüşümünde yaşanan eşitsizliğe değil; aynı zamanda doğal kaynakların bölüşümünde yaşanan adaletsizliğe de tekabül etmektedir. Doğada bulunan kaynaklar hiçbir gruba ait değildir. Bu kaynaklar tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Belli grupların doğal kaynaklardan daha fazla faydalanması ya da belli grupların doğal kaynakların bölüşümünde ayrımcılığa maruz kalması çevresel adaletsizliği ortaya çıkarmaktadır.

Çevresel adaletsizlik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sorun olarak durmaktadır. Gündelik hayatımızın birçok aşamasında farkında olmadan çevresel adaletsizliğin mağduru olabilmekteyiz. Fakat yaşadığımız çevresel adaletsizliğin farkında olmadığımız için bu sorunu önlemeye yönelik bir eylemde bulunulmamaktadır. Bu eser Türkiye’de yaşanan çevresel adaletsizlikleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Türkiye’de çevre bilimi alanında kapsamlı bir şekilde tartışılmamış bir konu olan çevresel adaletsizlik, ilk defa bu eser ile gündeme gelmektedir.