YEREL
Giriş Tarihi : 02-06-2021 11:51   Güncelleme : 02-06-2021 12:13

Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü! "Herkesin Bir Ailesi Olmalı" - 2

Bingöl Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce hazırlanan ve koruyucu ailelerin önemini anlatan "Herkesin Bir Ailesi Olmalı" başlıklı yazı dizisinin ikincisini paylaşıyoruz

Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü!

Yazı dizininin ilk bölümünde korucu aileye kavuşan Elif'in hikayesini anlatılmış. "Her Çocuğun Bir Ailesi Olmalı" yazısının ikinci bölümünde ise koruyucu aile olan ailelerin yaşadıklarını sizlerle paylaşacağız.

Çeşitli nedenlerden dolayı aile ortamından mahrum kalan ve devlet korumasına alınan çocukların aile ortamında, sevgi ve ilgiyle bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan, hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen uygun aile ya da kişilerden oluşan koruyucu aile, çocukların büyümesi ve fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel olarak sağlıklı gelişip, topluma uyumlu, yararlı bireyler olarak yetiştirilmesini sağlamak amacı ile meydana çıkmış olan bir korunma tedbiridir.

Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce hazırlanan ve bazı koruyucu ailelerin duygularını aktarıldığı yazı dizi hazırladı.

İlk yazıda korunan küçük Elif, duygularını aktarmıştı. Bu yazı dizisinde ise koruyucu ann ve baba duygularını aktarıyor.

Fazla uzatmadan sizleri koruyucu anne Pınar ie baba Ömer'in yaşadıklarıyla başbaşa bırakıyoruz:

 

"- Pınar: 

Merhabalar ben Pınar, 45 yaşındayım ve ev hanımıyım. 20 yıllık evliyim. Biri biyolojik biri koruyucu aile olmak üzere iki çocuk annesiyim. Evet, koruyucu ailesi olduğum tatlı bir kızım var. Henüz 10 yaşında ama evimizin hayat ışığı oldu. 

 Televizyonda haberleri izlerken çocuklar ile ilgili üzücü bir haber gördüğümde içim içimi yerdi ve çok üzülürdüm. Sonra kendi kendime üzülmenin hiçbir kimseye faydası olmadığını, bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm.  

Aklıma ilk olarak çocuk evlerinde kalan çocuklar geldi. Çocuklar için bir şey yapmak istediğimi elimden ne gelirse yapacağımı yetkililere ilettim. Onlar da bana çocuk evlerinde kalan çocuklar için en faydalı olacak yardımın “Koruyucu Aile Hizmeti” olacağını ifade ettiler. Koruyucu aile; çeşitli nedenler ile öz ailesi yanında bakımı yapılamayan ve devlet koruması altında bulunan çocukların gönüllü aileler yanında devlet desteği ile bakımının yapıldığı hizmet modeli olduğunu anlattılar. Koruyucu aile fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Şartlarının ne olduğu sorduğumda; sağlıklı ve evin geçimini asgari şartlarda sağlayacak geliri olan, çocuk yetiştirilmesi için uygun ev şartlarını oluşturabilen en az ilkokul mezunu 25 yaşını doldurmuş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlüğüne giderek başvuru yapabileceğini söylediler. Kendilerine teşekkür ederek koruyucuyu aile olmak istediğimi ama eşim ile durumu konuşmam gerektiğini söyleyerek çocuk evlerinden ayrıldım.  

Akşam eşim Ömer işten eve geldiğinde gün içerisinde yaptıklarımı ve koruyucu aile olmak istediğimi kendisine anlattım. Koruyucu aileliğin ne olduğunu ve neden koruyucu aile olmak istediğimi anlattım. Eşim ilk başta tereddütlü yaklaştı. Düşüncemin çok güzel olduğunu ancak küçük bir çocuğun sorumluluğunun kendisini korkuttuğunu ifade etti. Biraz düşünmek istediğini söyledi. 

-Ömer:      

Eşimin koruyucu aile olmak isteği hoşuma gitmişti. Oldum olası hep duyarlı kendisinden çok başkalarını düşünen bir insandı ve benim onda en çok sevdiğim huyu budur. Ama bir çocuğun sorumluluğunu almak beni kaygılandırıyordu. Bakacağımız çocuğa yeteri kadar faydalı olabilir miyiz? Bundan emin değildim. İyi bir insan olmak kaygısı ile çocuğun hayatına dokunabilme ve faydalı olmanın isteği daha ağır bastı. Eşimle konuşmamamızın sabahında koruyucu aile olmaya karar verdim. Kahvaltı esnasında koruyucu aile olmak istediğimi eşime söyledim. Telefon ile üniversitede bulunan oğlumuzu arayarak düşüncemizi ve kararımızı söyledik. O da destek olduğunu söyleyerek koruyucu aile olmak isteğimizin kendisini çok mutlu ettiğini dile getirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlüğüne giderek koruyucu aile birimine başvuruda bulunduk. 

 Koruyucu aile biriminde çalışan sosyal çalışmacı, bakımını üstleneceğimiz çocuğun yaşı ve cinsiyeti konusunda isteklerimizi göz önünde bulunduracaklarını, çocuğun bakımı ile ilgili kaygılarımı dile getirdiğimde, koruyucu aile hizmeti süresince bize ve çocuğa yönelik psiko-sosyal destek sağlayacaklarını, koruyucu aileliğe yönelik eğitim çalışmalarının olacağını söyledi. Açıkçası kaygılarım azalmış ama tam anlamı ile geçmemişti. Ama ne zamanki başvuru işlemleri tamamlandı. Görevli arkadaşların hakkımızdaki incelemeleri nihayete erdi ve çocukla tanışma sırası gelip, çocuk evlerinde kızımızı gördüğüm ilk anda kaygılarım sona erdi. Daha beş yaşında minik bir kız çocuğu. Gözleri pırıl pırıl parlıyor. Hayata karşı anne babası olmadan direnebilmek için çok küçük. İlk gördüğüm an kızımın koruyucu ailesi olmamız gerektiğini anladım. Çünkü onun zor anlarında elinden tutacak, hayata hazırlayacak, sevgi ve şefkati ile yanında olacak bir anne babaya ihtiyacı vardı.  Kızım için bu sorumluluğu almak ve ona bir gelecek hazırlamak düşüncesi bile bir anda beni güçlendirmişti. İlk gün çocuk evlerinde konuşarak ve oyunlar oynayarak vakit geçirdik. Onun da bize ısındığını hissetmiştim. Daha sonrasında dışarıda buluştuk ve beraber yemek yedik. Üçüncü buluşmamızda evimizde bir gece kaldı. Buluşmalarımızın sonunda onun koruyucu ailesi olduk. Kızımızla geçirdiğimiz beş yılsonunda geriye dönüp baktığımızda ne kadar önemli bir şey gerçekleştirdiğimiz daha iyi görüyorum. Baba kız ilişkimiz çok uyumlu ve çevremizde onun örnek bir çocuk olarak gösterilmesi bizim için kıvanç kaynağı oldu."

 Devletimizin çocuk evlerinde çocuklarımız için sağladığı imkânlar ya da hizmetler ebetteki çok geniş ve faydalıdır. Ancak bir çocuğun anne baba sevgisi ile büyümesinin bu imkânlardan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız manevi hissiyat bütün duyguların çok ötesinde ve tarifi imkânsız. Bence imkânı olan herkesin bir çocuğun hayatına dokunarak onda sağlamış olduğu iyilik halini, onun yıllar içindeki gelişimini görmesi gerekir. Bu duyguyu yaşamadan, hayata devam etmek insan olarak yarım kalmış olmak gibi diyebilirim. Diğer yandan çocuklarımız için güzel bir gelecek hazırlamak hepimizin en birincil ödevidir. Bu nedenle kendini çocuklara, topluma ve insanlığa karşı sorumlu hisseden her bir bireyin koruyucu aile olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocukların ve toplumuzun daha iyi bir geleceği için her çocuğun bir ailesi olmalı.