Dernek kurma hakkı anayasal bir özgürlüktür, ancak kötüye kullanılmamalıdır
Altıntaş, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 33’üncü maddesinin dernek kurma özgürlüğünü güvence altına aldığını, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun ise bu kuruluşların çalışma çerçevesini net şekilde belirlediğini hatırlatarak, “Dernekler toplumsal dayanışmayı artırmak, dezavantajlı grupların haklarını korumak ve kamu yararına hizmet etmek için vardır. Ancak bu çerçevenin dışına çıkan yapılar, sadece kendilerine değil tüm sivil toplum dünyasına zarar vermektedir” dedi.
Bazı dernekler engelli bireyleri araçsallaştırıyor
Engelli bireylerin haklarını savunmak yerine onları kişisel çıkar aracı haline getiren yapıların, kamu vicdanında büyük yaralar açtığını söyleyen Altıntaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yıl boyunca hiçbir faaliyet yürütmeyip belirli dönemlerde ortaya çıkan, sahip olduğu unvanlarla ilgili en ufak çalışma yapmayan yapılar toplumun güvenini kırıyor. Dernek yöneticiliği makamı konfor ya da nüfuz değil, sorumluluk makamıdır. Bu yapılar sivil toplumun itibarını gölgeliyor.”
Altıntaş, özellikle engelli bireyler üzerinden bağış toplama görüntülerine sert tepki göstererek, bunun hem insan onuruna hem de engelli haklarına aykırı olduğunu belirtti.
Devlet imkânlarını kötüye kullanma girişimleri endişe verici
Bazı kişi veya grupların kendilerine avantaj sağlamak için dernek kisvesini kullandığını ifade eden Altıntaş, bu durumun hem dernekler hukukuna hem de kamu yönetimi etiğine aykırı olduğunu vurguladı:
“Bir dernek, devlet kurumlarına ulaşmak, kişisel imkanlar elde etmek için araç haline getirilemez. Bu tür davranışlar hem hukuka hem toplumsal güvene zarar verir. Bu ülkenin hukuku derindir; imkânları kişisel menfaat için kullananların er ya da geç hesap vereceğini kimse unutmamalıdır.”
Gerçek STK’lar desteklenmeli
Altıntaş, kamu kaynaklarının dağıtımında şeffaf kriterlerin temel alınması gerektiğini belirterek şu kriterleri sıraladı:
"* Şeffaflık ve hesap verebilirlik
* Yıllık faaliyet raporları
* Topluma sunduğu somut hizmetler
* Dezavantajlı gruplara yönelik fiili çalışmalar
* Denetimlerdeki başarı
* Toplumsal etki düzeyi"
“Karnesi boş olan, sahada görünmeyen, sadece tabela üzerinde var olan yapılara değil; gerçekten çalışan, üreten, farkındalık oluşturan STK’lara destek verilmelidir.” diyen Altıntaş, bu yaklaşımın hem kamu kaynaklarının doğru kullanılması hem de toplumun sosyal dayanışmasının güçlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Sivil toplum demokrasinin nefes borusudur
Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Altıntaş, şu sözlere yer verdi:
“Sivil toplum demokrasinin nefes borusudur. Ancak bu boru, kişisel çıkar peşinde koşan tabela dernekleri yüzünden tıkanırsa, toplum nefessiz kalır. Bizim görevimiz, gerçek emek veren, insan onurunu ve haklarını esas alan derneklerin yaşamasını ve güçlenmesini sağlamaktır. Engelli bireylerimizin hayatını iyileştiren her adımı destekliyoruz ve bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.”
Altıntaş, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle tüm engelli bireylere, ailelerine ve onların hakları için mücadele eden tüm gönüllülere teşekkür ederek, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir sivil toplum için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

